Az bilinen efsane: Jack

0
186

 ADAM LASHINSKY

 

Alibaba’nın kurucusu Jack Ma’nın dev e-ticaret sitesi ve şirketi ülkesi dışındaki pek çokları için tam bir muamma.

JACK MA ÇİN’İN EN ZENGİNLERİNDEN biri; serveti yaklaşık 30 milyar dolar değerinde. Alibaba Group’un icra kurulu başkanı olarak, 264 milyar dolar piyasa değeri ve 450 milyon müşteriyle Çin’in e-ticaretinde egemen bir gücü yönetiyor. Çin iş dünyasının dünyadaki elçisi sıfatıyla, prensleri, devlet başkanlarını, başbakanları ve pek çok iş adamını ziyaret etmek üzere geçen yıl 800 saatini havada geçirdi. “Bildiğim kadarıyla profesyonel bir pilot bile bu kadar uçamaz” diyor kendisi.

Yine de Ma’yla tanışma fırsatını yakalayan zengin ve nüfuz sahibi insanlar bu görüşmelerden, ister kendisi ister 18 yıl önce Çin’de bir sahil şehri olan Hangzhou’da bir grup arkadaşıyla kurduğu ve hâlâ yeterince anlaşılmamış olan dijital dev platformu hakkında olsun çok az bilgi edinebiliyor. Dünya Bankası’nın başkanı olan Doktor Jim Kim, Ma’yla dört yıl önce üç saatten fazla süren bir yemekte bir araya geldi; milyarder iş adamının bu yemeğe sandaletler, elinde Buda rahiplerine ait bir tespihle gelmesi ve sandalyeye otururken bacak bacak üstüne atması kendisini oldukça şaşırtmıştı. Kim sohbet sırasında Ma’nın küçük işletme sahiplerine odaklanarak küresel ticareti kolaylaştırma tutkusundan o kadar etkilenmişti ki, başında olduğu uluslararası kalkınma örgütünün yaklaşımı hakkında yeniden düşündü.

Ma’yla tanışan diğerleri ise onun insanlığından etkilendi. Çinli ulaştırma hizmeti startup’ı Didi’nin başkanı olan Jean Liu, Ma’yı yıllardır tanıyor ve onu bir mentor olarak kabul ediyor. (Alibaba Didi’nin hissedarı). Kendisi kısa süre önce Ma’dan değil de aile bağlantılarından, hasta olan terzi bir kadını nasıl defalarca ziyaret etiğini öğrendi. “Etrafındaki insanlarla çok ilgili, onlara büyük bir özen gösteriyor” diyor.

Ayrıca, görevi resmen devralmasından birkaç hafta önce ilk kez Ma’yla bir araya gelen ABD Başkanı var. Bu görüşmeyi ayarlayan, eski Goldman Sachs bankacısı ve halen şirketin başkanı Michael Evans, “Trump Alibaba hakkında fazla bir şey bilmiyordu” diyor. “Çinli tüketicilerin ABD’li küçük işletmecilerden alışveriş yapmak istediklerini duyduğunda adeta büyülendi. Daha önce böyle bir şeyden haberdar olduğunu sanmıyorum.” Ma görüşmede son derece iddialı bir vaatte bulunmuştu: Alibaba gelecek beş yılda ABD’de 1 milyon istihdamın yaratılmasına katkıda bulunabilirdi. Bu sözler yeni başkanın kulağına müzik gibi gelmişti. Trump Tower’ın lobisinde, yanında ışıldayan yüzüyle duran Ma’yla kameraların önünde, “Müthiş bir toplantı oldu. Jack’le beraber büyük işler yapacağımıza inanıyorum” demişti.

Aslında AliBaba hakkında daha fazla bilgiye ihtiyacı olan yalnızca Trump da değil. Çin’deki saygınlığına ve 2014 yılında New York borsasında 25 milyar dolarlık bir kazanç elde etmesine ve Alibaba’nın Batılı yatırımcılarla tanıştırılmasını sağlayan göz kamaştırıcı halka arzına rağmen Ma’nın şirketi hâlâ Çin’in dışında büyük bir kesim için bir muamma. Bu durumun basit bir gerekçesi var: Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi dışında çok az insan Alibaba’nın müşterisi. Ma da bu kopukluğun bilincinde. İşte bu açığı kapatmak için de şirketi ve planları hakkında insanları bilgilendirmek için sürekli dünyanın etrafında tur atıyor.

Bu vizyonunu gerçekleştirmek amacıyla da -tüm dünyada Alibaba’nın dijital platformlarında ürün alma, satma, finanse ve teslim etme teknolojisine dayanıyor- Ma kendisini küresel bir lider olarak yeniden inşa etmekle meşgul. Zaten şimdiden de ülkesini aşıp dünya sahnesine çıkan ilk Çinli yönetici olduğu iddiasında bulunabilir. Ma seyahatleri sırasında, ticaret bariyerlerinin indirilmesi için kampanya yapıyor, kendi hayır işlerini tanıtıyor ve ilkokul eğitiminin önemi gibi sosyal sorumluluk girişimlerine destek veriyor. Küreselleşmeyle ilgili görüşleri de son derece dengeli ve hem kendi ülkesinin Devlet Başkanı Xi Jinping’in hem de Trump’ın Amerikası’nın amaçlarıyla çelişmeyecek nitelikte.

Öte yandan, bu derece çok sayıda etkili liderin dahil olduğu bir süreçte, Ma’nın amaçları son derece karmaşık bir hal alıyor. Çin zaten devasa bir tüketici pazarı ve hâlâ çok hızlı bir şekilde büyüyor ancak Ma Alibaba’nın daha da ileriye gidebilmesi için yeni yerler fethetmesi gerektiğini biliyor. Diğer Çinli şampiyonlar gibi, Alibaba da yabancı rakiplerinin işine taş koymalarının engellendiği kendi topraklarında doğup serpildi. Bu durum değişirse, yabancı pazarlar daha da kritik önem kazanacak. Ma’nın aynı zamanda Alibaba’nın da -sitelerinde taklit mallar sattığına dair eleştirilerle zedelenen imajı- en az, önde gelen isimlerin kendisine verdikleri önem kadar saygın bir şöhret kazanmasına ihtiyacı var.

Bu konuda Ma’nın önünde eşsiz bir fırsat var. Yüzyıllarca süregelen bir durağanlığın ardından ülkesi kısa süre önce dünya lideri konumunu yeniden kazandı; tıpkı, vitrini konumundaki kurumsal markalarından biri olan Alibaba’nın dünyanın belli başlı şirketleri safında yerini alması gibi… Ma (52) şimdi artık salt ünlü olmanın ötesine geçip dünyanın saygın işadamları arasında yerini alma zamanının geldiğinin fakında.

AMAZON’LA DÖVÜŞMEK
Bir karşılaştırma yapmak isterseniz, Ma’nın Fortune’un dünyanın en önemli liderleri yıllık sıralamasında 1 numaraya oturan, Amerikan e-ticaret girişimi Amazon’un CEO’su Jeff Bezos’un tam karşısında durduğunu söyleyebiliriz. Her ikisi de kararlılıkları, yönetim felsefeleri ve sayısı gittikçe artan, önemli yan girişimleriyle tanınıyor. (Bezos gibi Ma da şimdi saygın bir gazete sahibi.) Sürpriz olan şu ki, her iki şirket de kendi pazarları dışında birbirleriyle dövüşme sürecine girerken, Alibaba’nın işi en azından kârlılık açısından Amazon’unkinden daha parlak. Dahası, Ma’nın hem kendi hükümetiyle hem de Washington’la ilişkileri Bezos’un Beyaz Saray’la olan ilişkisine kıyasla çok daha iyi; Bezos’un sahip olduğu Washington Post sürekli olarak Trump’ın öfkesini üzerine çekiyor.

Ma’nın Beyaz Saray’la olan ilişkisi ise büyük ölçüde, Başkan Trump’a istihdam yaratma vaadine dayanıyor. Ancak bu iddialı vaatteki nüansa dikkat etmek lazım. Ma spesifik olarak Alibaba’nın, kişilere yönelik kitlesel satış sitesi Taobao ve kurumsallaşmış tüketici şirketlerine yönelik üst segment web sitesi Tmall başta olmak üzere çeşitli e-ticaret platformlarına tedarik için 1 milyon ABD’li küçük işletmeyle iş anlaşması imzalayacağını hesapladı. Alibaba Çin’de 10 milyon tüccarı ağırlıyor ve bu işyerlerinin 30 milyon civarı bir istihdam yarattığını tahmin ediyor. 1 milyon istihdam vaadi, Ma’nın bir yıl önce Wall Street Journal’da dile getirdiği ABD’li küçük işletmelerin Çin’de satış yapmasına yardımcı olma planının güncellenmiş versiyonu. Şirketin halihazırdaki tahminlerine göre, Alibaba platformlarında satış yapan her ABD’li şirket tipik olarak bir kişiyi istihdam edecek ve bu da toplamda 1 milyon yeni iş anlamına gelecek.

Bu tür büyük vaatler, doğuştan müteşebbis ve hükümetin gereksinimlerine daima dikkat kesilen kulağıyla doğal bir iletişimci olan Ma için bir klasik. Çin merkezli yatırım danışmanı ve 2016 yılında yayımlanan “Alibaba, the House that Jack Ma Built”kitabının yazarı olan Duncan Clark bu girişimi “etkili bir şov” olarak tanımlıyor. Clark’a göre, ABD-Çin ilişkilerinin bozulduğu bir süreçte bu durum tansiyonu düşürmeyi başardı. Kendisi “Jack insanları cezbetmede ve halkla ilişkileri yönetmede son derece başarılı” diyor. Ve görüşmeden birkaç hafta sonra, Ma’nın başında olduğu Ant Financial’ın Teksaslı ödeme sistemi Moneygram’ı 880 milyon dolara satın alacağı duyuruldu; önerilen rakam ABD’li Euronet’in teklifinin üzerindeydi. Alibaba anlaşmanın gerçekleşmesi için ABD’nin yeşil ışık yakmasına gerek duymuş olabilirdi.

Pek çok kişi Ma’nın Trump’la bağ kurmasının Alibaba’nın ABD’li tüketicilere satış yapma hamlesi olduğunu düşünmüştür. Ancak halihazırda Alibaba tam tersine, ABD’li işverenlerin Çinli tüketicilere satış yapmalarıyla daha çok ilgili. Alibaba’nın başkanı Evans, “İnsanlar sürekli olarak ‘ABD stratejiniz nedir?’” diye soruyor. Kendisi bunu cevaplarken, stratejilerinin ne olduğunu değil ne olmadığını söylüyor; yani ABD’de Amazon’la rekabet etmemeyi… Alibaba’nın ABD’yle ilgili planları üç aşamalı: Tmall’da satmak üzere yerleşik markalarla çalışmak; yeni istihdam yaratabilecek küçük işletmelerin Çin’de Taobao üzerinde satış yapmalarını sağlamak; ABD’li imalatçıları şirketin asıl işi olan Alibaba.com’da Çinli parça üreticileriyle bir araya getirmek. Evans, Tmall’un 7 bin ABD markasına ev sahipliği yaptığını belirtiyor. Alibaba, muhtemelen cüzi oldukları için diğer iki kategoriyle ilgili rakamları açıklamıyor. Alibaba’nın özellikle böbürlendiği faaliyeti ise Manhattan Soho yakınlarında yer alan Stadium Goods adlı hip sneakers konsinye mağazası. Evans bir yıl kadar önce Alibaba’nın, web sitesinde satış yapma yöntemlerini öğrenmesi için küçük şirketi nasıl New York’ta konferansa çağırdığını ve Stadium Goods’un da böylece birkaç kişilik istihdamdan nasıl 60 kişilik istihdama sıçradığını övünerek anlatıyor. Gerçi bu çalışanlardan Çince okuyup yazabilen yalnızca üçü Alibaba’nın işine atfedilebilir olsa da, şirketin ortak kurucusu ve CEO’su John McPheters Evans’ın anlattıklarını doğruluyor. Nitekim, bu yıl yüzde 90’ı internet üzerinden 100 milyon dolarlık mal alımına hazırlanan Çin şirketi için büyük bir fırsat sunuyor. Alibaba’nın online satışların yüzde 10’unu oluşturacağını kaydeden John McPheters, bu satışların tümünün de şirketin premium sitesi olan ve dolayısıyla, taklit markaları denetleme konusunda daha sıkı kurallar uygulayan Tmall üzerinde gerçekleşeceğini açıklıyor. “Ürünün orijinal olup olmadığı işimizin temel kaidesi” diyor. Şirketin sattıklarının meşru olup olmadığını belirlemek için “çılgın bir kontrol listesi”ne sahip olduklarını kaydediyor. “Çinli tüketiciler güven duygusuna büyük önem veriyor” sözleriyle durumu açıklıyor.

McPheters kibar birisi. Şirketinin Alibaba’nın Tmall’una odaklanmasına vurgu yaparak, taklit ürünler konusunda iyi bir karnesi olmayan Taobao üzerinde satış yapma isteksizliğine dikkate çekiyor. Sorun o kadar ciddi ki, ABD Ticaret Bakanı aralık ayında Taobao’yu yeniden “tehlikeli pazarlar” listesine ekleyerek, ABD dışındaki pazarların kendilerine çekidüzen vermeleri için bir “utanç listesi” oluşturdu. Alibaba dört yıldır bunun mücadelesini veriyor. Şirket Taobao’yu denetlemek için elinden geleni yaptığını söylüyor. Ma ise bizzat kendisi daha sıkı önlemler alacağını bildirdi. Bir Çin sosyal medya sitesinde kısa süre önce yayımlanan mesajında taklit ürünle, ülkede yaygın bir sorun olan sarhoşken araba kullanımının önüne geçmek için katı hapis cezalarını yürürlüğe sokan Çin hükümeti gibi mücadele edeceğini taahhüt etti. “Etrafta taklitlerin önüne geçilmesi için çok havlama sesi geliyor ama ısıran yok” diye yazdı.

Ma’nın biyografisini kaleme alan Clark, hükümetin yıllık Ulusal Halk Kongresi toplantısında, bu konuda eyleme geçilmesi çağrısında bulunmasının Ma tarafından cesur ama yine de dikkatli bir adım olarak yorumlandığını söylüyor. “Markalarının ve bazı yatırımcıların güvenini kazanmak için hiçbir zaman tam olarak gerekeni yapamazlar” diyor. “İşte onların üzerinde dolaşan bulut da budur.”

DÜNYA SAHNESİNE ÇIKMAK
Ma’nın akademisyeninkini andıran merakı işteki başarısının alameti farikası oldu. Kendisi İngilizce filmleri seyrederek ve doğduğu yer olan Hangzhou’da Batılı turistlerle sohbet ederek İngilizce öğrendikten sonra kariyerine İngilizce öğretmeni olarak başladı. Ma interneti ilk keşfeden bir grup Çinli girişimciden biriydi ve doğru zamanda doğru yerde olmak gibi muhteşem bir becerisi vardı. Örneğin 1997 yılında, bir yandan startuplarla uğraşır bir yandan da Çin Ticaret Bakanlığı’nda çalışırken, Pekin’i ziyaret eden Yahoo ortak kurucusu Jerry Yang’ın tercümanlığını yapmak üzere görevlendirildi. Şirketi 2005 yılında Alibaba’ya 1 milyar dolarlık yatırım yapan ve halen yönetim kurulunda yer alan Yang, Ma’yla ilgili olarak, “Kendine güvenen, meraklı ve yeni internet ve dijital dünya hakkında öğrenmeye hevesli birisiydi” diyor. (Yahoo’nun halen AliBaba’daki payı 40 milyar dolar değerinde.)

Ma öğretmenlik rolünü seviyor. Hangzhou’daki ofisinde bir video söyleşisi sırasında, “12 yılı aşkın bir süre kendimi baş eğitim sorumlusu olarak adlandırdım” diyor. Ma 2013 yılında Alibaba’daki CEO’luk görevinden ayrıldı. (Mevcut CEO Daniel Zhang 2007 yılında şirkete katıldı.) Bununla birlikte, Alibaba ve sayısız bağlı kuruluşlarıyla ilgili olarak önemli kararlarda Ma’nın tek yetkili olduğu konusunda kimsenin kuşkusu yok. Nitekim kendisi Alibaba’yı, Nature Conservancy’nin (Doğa Koruma) yönetim kurulu üyesi olarak yakından ilgilendiği çevreye benzetiyor. Ma için çevre ve şirketi aynı komplike paranın iki farklı yüzü. Ma’ya göre, nasıl ki doğanın farklı bileşenlerinin bir ekosistem içinde bir bütün halinde çalışması gerekiyorsa, “Alibaba da toplum, hükümet ve tüm diğer organizasyonlarla çalışmak zorunda.” Elinde olsaydı, işini basitleştirmeyi tercih edeceğini ama artık bunu yapamayacağını söylüyor.

Ma Alibaba’yı ve kendi konumunu iyileştirme sürecinde sayısız uluslararası organizasyona dahil oldu. Geçen yıl BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nda genç girişimcilik ve küçük işletmeler konusunda özel danışman seçildi; Çinlilerle olduğu kadar Batılı meslektaşlarıyla da kolayca kaynaşmayı başaran nadir bulunan Çinli bir yönetici olarak İsviçre, Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nun gediklisi.

Alibaba 2015 yılında, Bezos’un Washington Post’u satın almasından yaklaşık iki yıl sonra, İngilizce yayımlanan South China Morning’i aldı. Bezos gibi, gazeteye fazla karışmamayı tercih etti; çalışanlarla pek sık bir araya gelmeyerek, iş anlaşmalarında uzun zamandır güvendiği isim olan Alibaba’nın yönetim kurulu başkan yardımcısı Joe Tsai’yi organizasyonun başına atadı. Bezos gazeteyi satın almasını demokrasiyle bütünleşmiş bir kuruma yardım etmek olarak açıklarken, Ma yatırımını Çince konuşmayanların Çin hakkında nitelikli bilgiye erişimlerini sağlamak olarak açıkladı.

Alibaba’nın yönetim kurulu başkanı yüksek profilini bir zorunluluk olarak görüyor. Şirketin geçen yılki 485 milyar dolarlık ekonomik aktivitesinden söz ederken, “Böyle büyük bir ekonomiyi yönetirken, düşüncelerinizi insanlarla paylaşmak zorundasınız. Fikirlerimiz, politikalarımız, kararlarımız yarım milyon insanın hayatını etkileyecek” diyor.

Alibaba’nın iş faaliyetlerinin kapsamı yine Amazon’unkine kıyasla öğretici. Alibaba’nın yaklaşık 22 milyar dolar değerindeki satış geliri Amazon’un 136 milyar dolarlık cirosuyla karşılaştırıldığında, Alibaba çok daha kârlı gözüküyor. Ma’nın şirketi 31 Aralık’ta sona eren 12 ayda 6,7 milyar dolar tutarında bir faaliyet kârı elde etti. Amazon depoların sahibi ve envanterindeki malların büyük bir bölümü de kendisine ait; bu da yüksek satış rakamlarını açıklayıcı bir durum. Alibaba daha çok reklam ve satış bağlantılı ödemelerle para kazanan bir teknoloji platformu.

Çin’de devletin açık ya da dolaylı desteği olmadan hiçbir şey yapılamayacağına göre, Ma’nın küresel liderliğinin arkasında bir iş desteği olduğu açık. Çinli akademisyen ve aynı zamanda New York’taki ABD-Çin ilişkileriyle ilgili Asia Society’s Center’ın direktörü ve Ma’yı on yılı aşkın bir zamandan beri tanıyan Orville Schell, “Sanırım Jack Ma, Alibaba Çin’de ne kadar güçlü olursa olsun, en iyi korunma biçiminin çok uluslu bir şirkete evrilme olduğunun bilincinde” diyor. Berkeley’de yaşayan Schell, Ma’nın birkaç yıl önce Berkeley Üniversitesi’nde okuyan oğlunu ziyarete geldiğini ve bir süre kalmaya karar verdiğini anlatıyor. “Bir eve yerleşti, burayı dayadı döşedi ve kurslara yarı zamanlı katılmaya karar verdi” diyerek sözlerini sürdürüyor. “Ancak daha sonra işini daha da büyütüp, global hale getirecek uyarı zilleri çalmaya başladı.”

BİR SONRAKİ ADIM NEDİR, JACK?
Ma’nın insanı şaşırtan bir itirafı var: Kendisi emekli olmak istiyor. Emeklilik gününe daha 45 yaşındayken hazırlanmaya başlandığını anlatıyor. Cazibelerini kaybettikten çok sonra bile yönetim kurulu toplantılarına katılmaya devam eden insanlardan biri olmak istemiyor. “Genç insanlara şans tanımak lazım” diyor. Emeklilikten sonra hangi faaliyetlere yoğunlaşacağına dair planları olmasına rağmen bu konuda tam olarak ne düşündüğünü söylemekten kaçınıyor. Ancak planları arasında öğretmenlik olduğu söylenebilir. Diğeri ise rahatlama. “Benim kendi zaman çizelgem var” diyor. “Ofisimde ölmek istemiyorum. Plajda ölmek istiyorum.”
Ancak bu sözlerine kulak asan çok fazla insan yok. Alibaba’ya yakın sayısız gözlemci o olmadan belli başlı kararlar alınamayacağını, kendisinin Alibaba’nın stratejisini şekillendirmeye devam edeceğini kaydediyor. Her ne kadar şirketteki payı yüzde 8’le kontrol hissesinin altında olsa da, herkes insanların Jack için çalıştığını biliyor; tıpkı Steve Jobs’un Apple’da cüzi bir hisseye rağmen şirketi asıl yöneten kişi olması gibi. Ma’nın dünyayı dolaşması Alibaba’nın küresel iddialarına hizmet ediyor. Bir yıl önce, Güneydoğu Asyalı online perakende şirketi Lazada’nın kontrol hissesini satın almak için 1 milyar dolar ödedi. Alibaba ve Çinli ödeme platformu Alipay’i yöneten Ant Financial Hintli bir e-ticaret oyuncusu olan Paytm’e yatırım yaptı. Öte yandan, Alibaba’nın ABD pazarına operasyonel atılımları her ne kadar sonuçsuz kalsa da, Magic Leap, Lyft ve Snap gibi ABD’li startuplara agresif bir biçimde yatırım yaptı. Şirketin başkanı olan Evans şu açıklamalarda bulunuyor: “İşimizin herhangi bir yönü üzerinde etki oluşturabilecek şeylere yakın durmak bizim için önemli.”
Ma hem ticaret bariyerlerinin indirilmesi hem de küçük işletmelerin daha fazla para kazanmalarının yolunun açılması gibi hedeflerin gerçekleşmesi için de çaba harcıyor. Alibaba herhangi bir şirketin sahip olabileceği en basit misyon açıklamalarından birine sahip: “Nerede olursa olsun iş yapmayı kolaylaştırmak.” Çin’de bunun anlamı, Cainiao adlı lojistik şirketler ağına yatırım yapmak anlamına geliyor; Alibaba yüzde 47’sine sahip; Cainiao hükümetin posta teslimat sistemindeki yetersizliğinin ardından Alibaba’yla sıçrama yapmış olan bir yapı. Alipay şimdi Çin’in devasa kamu bankalarını da kızdırma pahasına ödeme sistemlerinden kredi alanına geçiyor. Ma bu tür girişimler için yeni bir etiket tasarladı: The World e-Trade Platform (Dünya e-ticaret platformu) ya da eWTP. Alibaba’nın e-ticaret sistemlerinin küresel entegrasyonunu açıklayacak, kapsayıcı bir cümle.
On yıl önce Çin’in en büyük e-ticaret sitesinin liderinin belki de dünya ticaretinde en saygın kurumsal ses olacağı akıl almaz bir şeydi; zaten Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in de Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda küreselleşme taraftarı bir konuşma yapması ondan daha az acayip değildi. Xi konuşurken Ma da dinleyiciler arasındaydı ve konuşmanın ardından Xi’yle bir araya geldi. “Mükemmel bir konuşma yaptı ve küreselleşmeye taahhüdü de mükemmeldi” diyor; “Bence küreselleşme muhteşem bir başlangıç ama henüz ilk basamaklarındayız.” Küreselleşmenin “bebek” olduğunu belirten Ma, “ve bu bebek de büyüme sancıları çekiyor” diyerek sözlerine devam ediyor. “Büyüme sancıları” ifadesiyle de Trump’ın Çin’e yönelik ticaret tehditlerine meydan okuyor; “Bebek çok ağlıyor diye onu öldüremeyiz.”

Ardından Ma devlet politikasından kapitalizme yönelerek, siyasetçilerin yapamayacaklarını başarabilmek için iş dünyasının gücüne olan inancını vurguluyor. “Belki de hükümetler yerine iş dünyasının bu konuda başı çekmesi gerekiyor” diyor. “Hükümetler adına üzgünüm. 200 ülke liderini bir odaya doldurarak bir şeyler yapmaya çalışmak mümkün değil. Ama eğer odaya 200 iş adamı koyarsanız, bir şeylerin yapılmaya başlandığını görebilirsiniz.” Kim bilir, belki de bu konuşmayı sürdürecek kişi Ma olacaktır.