İşin ustasından 33 tavsiye: Nasıl sanatçı olunur?

0
86

Bazı sanat eserlerini görünce herkesin içinden aynı şey geçmiştir: “Bu eseri ben de yaparım, ne olacak?” Ama sanat hiçbir zaman göründüğü kadar kolay değil.

Hakiki, şahane bir sanat eseri yapmanın yolu nedir? Özel bir yolu yok, herkes kendi meşrebince bir şeyler yapıyor.

Vulture‘dan sanat eleştirmeni Jerry Saltz, yaptığı liste sanatçı olmak için epey bir yol katedilmesi gerektiğini gösteriyor.

Saltz şöyle diyor: “Sanat herkes için, ama hiç kimse için değil. Bu kurallar sizin araçlarınız. Dünyayı değiştirmek için o araçları kullanın. Hadi, iş başına!”

İşte Saltz’un listesindeki altı adımlık, 33 maddelik listenin özeti.

Birinci adım: Tamamen amatörsünüz

Birinci ders: Mahcup olmayın

Sanatla uğraşmak korkutucu ve küçük düşürücü olabilir. Birinin önünde ilk kez çıplak kalmaya benzer. İnsanlar sizin anormal veya tırlak olduğunuzu düşünür. Olsun. ama sanatın anlamı olmak zorunda değil. İyi olmasına da gerek. O yüzden aklınızı kullanmaktan endişe duymayın.

Mark Rothko

İkinci ders: Kendi hikayenizi anlatın, ilgi çekici olacaksınız

Yeterlilik ve maharet , onu kullandığınız zaman önem kazanır. Ama eserin yalnızca sizin hikayeniz olduğunu unutmayın. İzleyicinizi kazanmanız lazım. Onu büyük tek bir projeyle yapmaya çalışmayın. Önce emekleyin.

Üçüncü ders: Taklit etmekten çekinmeyin

Hepimiz işe kopyacılıkla başlarız. Süper. Yapın! Ama bunu yaparken odaklanın, diğer sanatçıların fikirlerini, araçlarını, hamlelerinizi kendinizinmiş gibi hissetmeye çalışın.

Dördüncü ders: Sanatın idrakla veya ustalıkla ilgisi yok

Kimse Mozart’ın ne alama geldiğini sormaz. Anlaşılan şeyler yapmayı unutun. Hayal gücünüze inanın. Sanat sevgiden gelir, bir şey yapma sevgisinden.

Beşinci ders: Çalışın, çalışın, çalışın

Rahibe Corita Kent der ki: “Tek kural çalışmak. Çalışırsanız, bir şey başarırsınız. Nihayetinde bir yere ulaşmayı her zaman başaran kişiler çalışanlardır.”

İkinci adım: Nereden başlamalı?

Altıncı ders: İşe kalemle başlayın

Çizmeyi kafaya takmayın. Sadece çizgi çizin. Diyagramlar oluşturduğunuzu, oyun oynadığınızı, deney yaptığınızı, neyin nasıl göründüğünü gördüğünüzü söyleyin kendinize. Yazamıyorsanız yazamayın, nasıl çizileceğini biliyorsunuz zaten. Zaten kendi tarzınız var.

Yedinci ders: Pratik biçimleri oluşturun

Mesela metroda beklerken, kendi ellerinizi çizerek pratik yapın. Aynı sayfada birçok el çizin, eller üzerinde eller. Başkalarının ellerini çizin isterseniz. Bedeninizin görebildiğiniz diğer parçalarını da çizebilirsiniz.

Sekizinci ders: Beceriyi yeniden tanımlayın

Sanat becerisinin teknik yeterlilikle, taklide dayalı kusursuzlukla ya da iyi çizimle hiç alakası yoktur. Her büyük sanatçının farklı bir beceri tanımı vardır. İsterseniz çizim dersleri alın, ‘ustalar gibi’ çizmeyi öğrenin. Yine de özgün şekilde çizmeniz gerek.

Marcel Duchamp

Dokuzuncu ders: Düşünceyi maddenin içine gömün

Nesnenin fikirleri ifade etmesi, sanatın da duyguları içinde barındırması gerek. Ve tüm bu fikirler ve duygular, her ne kadar karmaşık olsa da, kolay anlaşılır olmalıdır.

Onuncu ders: Kendi sesinizi bulun

Eğer biri gelip size eserinizin başkasının eserine benzediğini ve yapmayı bırakmanız gerektiğini söylüyorsa bırakmayın. bir daha yapın. 100 kere yapın, bin kere yapın.

On birinci ders: Kafanızdaki çılgın sesleri dinleyin

İşler zorlaştığında bu sesler hep orada bir yerde duruyor olacak.

On ikinci ders: Neyden nefret ettiğinizi bilin

Muhtemelen kendinizden.

On üçüncü ders: Çöpleri karıştırın

Özgünlüğü arayıp bulmanız lazım. Bunu sanat tarihinin görmezden gelinmiş, ilgi görmemiş dönemlerinin biçimlerine bakarak yapabilirsiniz. Sonra onu sanatınıza yüzlerce, binlerce kez katabilirsiniz.

Üçüncü adım: Nasıl sanatçı gibi düşünülüyormuş, öğrenin

On dördüncü ders: Kedilerle köpekleri kıyaslayın

Kedi sizle doğrudan iletişimle ilgilenmez. Kendisiyle sizin aranıza üçüncü bir şey koyar ve onun aracılığıyla sizle ilişki kurar. Kediler soyut biçimde, dolaylı olarak iletişim kurar. Kediler sanatçıdır.

On beşinci ders: Sanatın sadece bakılmak için olmadığını anlayın

Sanat hep bakılmakla, pasif bir şeyle sınırlandırıldı. Hiç sanat eserinin karşısında ağladınız mı? Sizi ağlatan altı şeyi yazın. Listeyi stüdyonuza asın. Bunlar sizin için sihirler.

On altıncı ders: Konu nesnesi ve içerik arasındaki farklı öğrenin

Sanata baktığınız zaman, önce gördüklerinizi konu nesnesi yapın ve sonra bakmayı bırakın. Kendinize sorular sorun: Bu niye müzede olmalı? Müzede niye olmamalı? Resmi niye bu boyutta düşündünüz?

Edward Hopper

On yedinci ders: Görebildiğiniz kadar görün

Her şeyden çalabilirsiniz. Çalmalısınız da! Çalsanız daha iyi! Kötü sanat size iyi sanat kadar öğretir. Belki de daha fazlasını! Mükemmel sanat çoğu zaman iyi sanatın düşmanıdır; size yeterli çalma alanı bırakmaz.

On sekizinci ders: Tüm sanat kimlik sanatıdır

O yüzden sanat biri tarafından yapılır. ‘Siyasi’ olmaktan çekinmeyin.

On dokuzuncu ders: Tüm sanat bir zamanlar çağdaş sanattı

Bunu asla unutmayın. Sanat, sanatçılar tarafından kendi zamanları için ve ona karşı yapılır. Bu da sizi daha az sinik ve her şeye açık hale getirir. Bunu lütfen unutmayın!

Dördüncü adım: Sanat dünyasına girin

Yirminci ders: Çulsuz olacağınızı kabul edin

Tüm sanat dünyasını bugünlerde astronomik fiyatlarla, ihtişam ve gösterişle anıyor olsak da, sanat eseriyle zengin olan tüm sanatçıların oranı yalnızca yüzde birin yüzde birinin yüzde biridir.

Yirmi birinci ders: Başarıyı tanımlayın

Ama dikkatli olun. Bildik cevaplar para, mutluluk, özgürlük, ‘istediğimi yapmak’tır. Birçok mutlu insan başarılı değil. Başarı ve mutluluk iki farklı şey.

David Hockney

Yirmi ikinci ders: Kariyer yapmak az sayıda kişiye nasip olur

Tam olarak kaç tane? Gelin sayalım. Bir sanat simsarı, beş altı koleksiyoncu, iki üç eleştirmen, bir iki küratör. Bu kadar! 12 kişi. Bir halt etmeyen sanatınızla 12 kişiyi kandırabilirsiniz.

Yirmi üçüncü ders: Yazmayı öğrenin

İş sanatçı açıklamalarına gelince, basite kaçın. Sanat jargonu kullanmayın, kendi sesinizle yazın. Konuştuğunuz gibi yazın. Açıklamanız doğrudan, açık ve nokta atışı olsun.

Beşinci adım: Sanat dünyasında hayatta kalın

Yirmi dördüncü ders: Sanatçılar vampir gibi olmalı

Kendi yaşınızda olan diğer sanatçılarla her gece geç saatlere kadar takılın. Kendinizi gösterin. Açılışlara, etkinliklere, partilere, sizden iki tane daha olan neresi varsa oraya gidin.

Yirmi beşinci ders: Reddedilmeyle başa çıkmayı öğrenin

Manet, Courbet, The Beatles ve Stephen King reddedildi. Siz de reddedileceksiniz. Eleştirileceksiniz de. Eleştiriyi görmezden gelmeyin. Bunun yerine reddedildiğiniz mektupları atmayın, duvarınıza yapıştırın.

Jackson Pollock

Yirmi altıncı ders: Kıskançlığa düşman olun

Nazar etme n’olur, çalış senin de olur. Sanat dünyasındaki neredeyse herkes aynı ölçüde burnu havada ve kibirlidir. O dünyada tutunmanın peşindedirler. Ama siz işinizle ön planda olun.

Yirmi yedinci ders: Aileniz varsa ne ala

Çocuk sahibi olmanın —özellikle sanat dünyasındaki kadınlar için — kariyeriniz için kötü olduğuna dair yazılı olmayan bir kural vardır. Aptalca.

Altıncı adım: Galaktik bir beyniniz olsun

Yirmi sekizinci ders: Hoşlanmadıklarınız da hoşlandıklarınız kadar önemli

“Figüratif resim nefret ediyorum” demeyin. Figüratif resim denen şeyi gördüğünüz zaman dikkatinizi çekip çekmeyeceğini bilemezsiniz. O yüzden sanat dünyasını hafife alıp, “Şu öldü. Bu öldü” deyip durmayın.

Yirmi dokuzuncu ders: Sanat kendini bilme biçimidir

Sanat istisna değildir. Felsefeden, dinden, ekonomiden veya psikolojiden daha çok ya da daha az önemli değildir.

Otuzuncu ders: Sanatçılar, eserlerinin anlamına sahip değillerdir

Unutmayın: sanatınızı herkes kafasına göre kullanır. Eserinizin diasporayla alakalı olduğunu söyleyebilirsiniz ama başkaları onu iklim değişikliğiyle ilgili olduğunu söyler. Havalı.

Otuz birinci ders: Sanat özneldir

Ne demek bu? Bazı sanatçıların iyi olduğunda uzlaşmışızdır ama Rembrandt’a bakıp “Çok kahverengi ya” diye düşünürken bulabilirsiniz kendinizi. İşte bu! Yani aptal değilsiniz.

Otuz ikinci ders: Savunmasızlığı baş tacı etmeniz lazım

Hepimiz kendimizle çelişiriz. Gösterişli biçimde başarısız olmanız gerekecek.

Otuz üçüncü ders: Kafanızda kurun

Yarım saat boyunca kendinize vurduktan sonra yüksek sesle “Aah, dahiyim lan ben.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here